Anasayfa

Eleme Sınavları ve Bu Sınavlara Karşı Mücadelenin Farklı Yönleri

 
 

8. Koordinasyon-  12 Ekim 2007

 

 

 

Panel: Eleme Sınavları ve Bu Sınavlara Karşı Mücadelenin Farklı Yönleri

Konuşmacı Kurumlar: Eğitim-Sen,Mayısta Yaşam Kooperatifi, ODTÜ Genç-Sen

 ODTÜ Genç-Sen: “Bu toplantıda daha çok Genç-Sen'i tanıtmaya  çalışacağım. Bu toplantıda eleme sınavlarına karşı yapılan çalışmalar ve yöntemler konuşulacağından; bu da öğrencileri dolayısı ilede Genç-Sen’i ilgilendirdiğinden buraya katldık. Genç-Sen, DİSK’in çağrısıyla toplanan bir girişim. Şuan 21 ilde kurulum faaliyeti sürüyor. İstanbul, Ankara, Bursa gibi illerde biraz daha ileride bu çalışma. İstanbul’da 3-4 forum gerçekleşti. Ankara’daki tüm kampuslerde bu tarz tartışmalar yapılıyor. ODTÜ’den örnek vereyim, geçen yılın sonunda okulda hazırlık kitapları toplama faaliyeti yaptık, bu sene başında da bunları dağıttık. Bu sendikaya ilgiyi artırdı. Ayrıca şimdide fotokopiler üzerine bir dayanışma çalışması yapmaya çalışıyoruz. Genç-Sen’in eleme sınavlarına karşı tutumu, ileriye dönük şekillenecek bir tutum. Toptan karşı çıkma tarzı bir tutum olmasa da KPSS gibi sınavlar da eleme sınavlarına dahil ve bizi ilgilendiriyor.”

Mayısta Yaşam Kooperatifi: “Ben, konuşmamda daha çok eleme sınavları ve işçiler arasındaki ilişki üzerinde duracağım. Eleme sınavlarının işlevine dair fazlasıyla bilgiye sahibiz. Bir broşürümüz var. Bu broşürde öncelikle eleme sınavlarının işçileri vuran sınavlar olduğunu görüyoruz. (buna dair istatistiksel bilgiler verdi.) Mesela yabancı dil ağırlıklı bir okulda okuyan bir öğrenci, Ticaret Lisesine giden bir öğrenciden %34 daha şanslı. Eleme sınavları aynı zamanda ulusal olarakta Kürtleri eliyor. Kürdistandan göçün ağırlıkta olduğu illerde başarı yüzdesi düşüyor. Bir Kürt öğrenci öncelikle dil dersinden kalıyor. Mesela Ümraniye’de Mustafa Kemal Lisesi vardır. 6-7 yıldır oradan üniversiteyi kazanan öğrenci sayısı çok az. Buralardan mezun olan öğrencilerin yoğun bi kısmı Kürt ve genelide işçi emekçi çocukları.

ÖSS buzdağının sadece görünen bir kısmı. Her yıl 1 milyon öğrenci üniversiteye gidemeden öğrenimini bırakmak zorunda kalıyor. Yapı Kredinin müdürünün oğlu bu 1 milyona dahil değil ama Ümraniye Albatros Tekstilde çalışan bir işçinin oğlu bu 1 milyonun içinde. ÖSS tek eleme sınavı değil, daha öncesi de var. Türkiye’de 7,5 milyon kişinin okuma yazma bilmediği, bunun 6 milyonunun kadın olduğunu biliyoruz. Buradan da var olan eleme sınavlarının aynı zamanda cinsiyetçi bir eleme sınavları olduklarını da görebiliyoruz. Bu eleme sınavları kadınların çok büyük bir kısmını  sessiz sedasız eliyor. Daha ÖSS’ye gelemeden eğitim hayalleri bitiyor. Biz ÖSS’yi bir duvara benzettik. 14 Ocak’ta Eleme Sınavlarına Karşı Elbirliği ve Mücadele konulu bir forum düzenledik. Gücümüzün sınırlı olduğunu biliyorduk. Forumda, bu mücadeleye başka kurumların da katılmasıyla ancak bir şeyler yapılabileceğini söyledik. Bu foruma 20’ye yakın kurum konuşmacı olarak katıldı. Forumdan sonraki süreçte bu kurumlardan bazılarıyla kimi değerlendirme toplantıalrı gerçekleştirdik. Bu sürecin ardından 9 kurumla birlikte 9 haziranda “ÖSS Duvarını Yıkalım”  mitingini örgütledik. Bu mitingin ortaklaştırılabilmesi bizim için çok önemliydi. Çünkü her sene tek tek farklı küçük eylemlilikler yapılıyor ama bunlar ortaklaştırılamıyordu. Yine bu süreçte İzmir’de kitlesel bir basın açıklaması oldu, Ankara ve Adana’da da bazı çalışmalar yürütüldü.

ÖSS madem işçileri vuruyor, öncelikle onları da katmak gerekir diyorduk, konfeksiyon işçileri arkadaşlardan inşaat işçilerine birçok iş kolundan arkadaşları bu mitinge katmaya çalıştık. Nitekim işçiler arasında çalışma yürüten kurumlarda bu mitinge katıldılar. Bu duvar zaten ancak bu duvarın dışında kalan işçilerin ve emekçilerinde bu mücadelelere katılmasıyla yıkılabilecektir.  Bu sene de bir forum düşünüyoruz. Geçen yıl Genç-Sen yoktu, MEDER yoktu ama koordinasyon vesilesiylede bu ortaklıklar yakalanabilir. Farklı farklı yürütülen çalışmalardan kurumlar haberdar olduğu müddetçe bu çalışmalar daha da güçlenecek ve atılan adımlar yerini bulacaktır. Biz koordinasyon ruhuyla o mitinglere katıldık ve başka kurumlarında Mayısta Yaşamın kortejiyle olduğu için Mayısta Yaşamın sesi daha gür çıktı o mitinglerde.”

Eğitim-Sen 3 nolu şube (Dursun Yıldız): “Türkiye’de sadece öğrenciler sınavlara girmiyor, ezilenlerin hepsi sınavlardan geçiyor. İlkokul 4’ten itibaren öğrenciler sınavlara giriyor, aynı zamanda velileri de sınav psikolojisine sokuluyor. OKS’yi kaldırmanın sonucu sınavları 4. sınıftan başlatmak oldu. Kamusal eğitim diploma diye bir kağıt parçası veren okullardır, esas eğitim özel okullardır deniliyor ve dersanelerden başlayarak bu sistemi devreye sokuyorlar ve maalesef başarılı oluyorlar. Hem eğitimde hem ekonomide hem politikalarda altta kalanın canı çıksın diye davranıyorlar ve bunuda öğrencilere sınavlarla dikte ediyorlar. Bizim için can alıcı olan, üniversite sınavlarıdır. Dünyada birçok adaletsizlik vardır ama en adaletsiz olanlarından biri bu sınavdır. Ve örneğin, Kürdistan’daki öğrenciler dershane yüzü göremiyor, ana dilinde eğitim görememiş çocukları ana dili olmayan bir sınava sokmak adaletsizlik içinde adaletsizliktir. 1,5 milyon öğrenciden 1,3 milyon öğrenci açıkta kalıyor. Hadi diyelim bir kısmı da açık öğretim gibi naylon okullara girsin. Her yıl 1 milyon kişi eklene eklene toplumsal bir yıkım yapılıyor. Burada suçlu kapitalist ve faşist sistemin kendisidir. Sistem gençlerimizi değirmen gibi öğütüp onlara kölelik aşılıyor, diyorlarki bu sistemden bir şey olmaz, bize düşen şey halimize şükretmektir. Sadaka arayan bir toplum geliştiriyorlar. Ramazan çadırları olamasaydı halimiz ne olurdu dedirtiyorlar. Peki Eğitim-Sen ne düşünüyor? Eğitim-Sen’den önce düşlediğimiz sosyalist sistem ne düşünüyor demek lazım, Eğitim-Sen bu düşüncenin bir parçası olabilir ancak. Herkes daha çocukluktan itibaren yeteneği ve ilgisine göre yetiştiriliyor ve sınava gerek kalmadan geleceğini belirliyor. Birisini, bildiği bir konuda sınava tutmak insan haklarına aykırı bir düşünce, zaten kapitalizmin kendisi insan haklarına aykırı olduğundan sistem bunu çok iyi kullanıyor. Uzun vadeli bir eğitim düzeniyle dediğim gibi gençlerin geleceğinin kendilerinin belirlemesi lazım. Ama bütünlüklü bakarsak bu sistemde bu mümkün değildir. Bu mevzuya bakarken toplumun diğer sorunlarını dıştalamadan bakmak lazım, parçaya bakarken bütünü bulanıklaştırmamak lazım ama bütüne bakarken de parçayı gözden kaçırmamak lazım. Örneğin, eğitim fakültesinden bir öğrenci mezun oluyor, devlet diyorki öğretmen oldun ama önce KPSS ye girmen lazım, giriyorsun bu sefer diyorki pedagoji eğitimi alman lazım. Peki ben 5 yıl boyunca ne gördüm? Diyen sorunca da olmaz, pedagoji göreceksin üstüne birde bizim atamamızı beklemek zorundasın diyorlar. Bir de kadrolu sözleşmeli ayrımı çıktı. Kadrolu 1,2 bin YTL alırken, sözleşmeli 600YTL alıyor. Bu konuyla ilgili olarak dün bir miting yaptık Ankara’da. Sözleşmeli öğretmenleri bu mitinge katmak çokdaha zor oldu. Katılmadılar da hatta. Sözleşmelileri örgütlemek daha zor Mitingte beni gören olursa seneye sözleşme yapmazlar korkusu var.”

Soru-cevap kısmı:

GKM(Güney Kültür Merkezi): “Biz GKM ve Çağrı Dergisi okurları olarak Yeni Dünya Gençliği adında bir gençlik örgütü kurduk. Mayısta yaşamla birlikte ÖSS ile ilgili bir panel düzenledik. Benim bir eleştirim var. Eleme sınavlarını salt ÖSS üzerinden tarif etmek o kadar doğru değil, OKS, KPSS vs. var ve genel olarak işçi sınıfının çocuklarını eliyor. Burjuva Kürtleri elemiyor, burjuva kadınları da elemiyor. Eleme sınavlarının kimi elediği sorusuna net olarak işçi sınıfını eler demek lazım. Biz Barışa Rock’ta Genç-senle tanışmıştık, onlarla birlikte bir şeyler yapılabilir. Bu sistem yıkılmadan eleme sistemi ortadan kalkmayacak. Ama bu sistem içinde neler yapabileceğimizi bence daha geniş platformlarda tartışmak, ÖSS’nin adaletsiz bir sınav olmadığını düşünen gençlerim gündemine sokmak öncelikli hedef olmalıdır.

Bu sistem kalkmadan eleme sınavlarının kalkması bence mümkün değil, ama alternatif ne olmalı bunu açmamız lazım.”

Güneşin Sofrası Koopertatifi: “Bence neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir şeyler söylemek lazım. Arkadaşlar diyorlarki bu sistem bozuk bir sistem ve bu sistemde esas anlamda sorun çözülmez, ama mücadele etmeliyiz diyorlar. Ama meseleye bütünlüklü bakmak lazım. ÖSSnin kalkması iyi bir şeymidir değil midir? Devlete bizide düşün demek farklı, bu sınavı kaldıracaksın demek farklı. Bu bir hak arama mücadelesi. Toplumsal tepkinin güçlü olduğu bir yerde eleme sistemi bu kadar katı olmaz. Mayısta yaşamdan arkadaş güzel bilgiler verdi. Okuma yazma bilmeyen bir kürt, Kürt olduğu için okuma yazma bilmiyor değil, devletin Kürtler üzerinde sistemli politikaları sonucu okuma yazma öğrenemiyor. Devletin işçi çocukları okula giremesin diye bir politikası yok, kendi ihtiyaçlarının doğrultusunda böyle bir sonuç çıkıyor. Vehbi Koç’un oğlunun mühendis olması gerekmiyor ama bir işçi çocuğunun koçun şantiyesinde mühendis olması sistem için önemli bir şey. bence devletin işçi sınıfına okulları kapattığı doğru değil, kendi ihtiyaçları doğrultusunda aralarından bir kısmını okullara alıyor. Bu sistem ataerkil bir sistem doğal olarak daha fazla kadın okul dışında kalacak, bu sistem ırkçılık üzerine şekillenen bir sistem dolayısıyla daha fazla Kürt elenecek, bu sistem Hanefi mezhebinden güç alan bir sistem dolayısıyla daha fazla Alevi elenecek. Sistemin dengeleri bunu icap ediyor. Bu sistemi doğru yorumlamazsak yanlış hedefler belirleriz ve bu yürüyüşten de sonuç çıkmaz.”

EHP(Emekçi Hareket Partisi Gençliği): “Bence bu eleme sınavlarını sistemin neoliberal saldırıları olarak görmek gerekiyor. Farklı eleme aşamalarından sonra ÖSS gibi bir sınavla karşılaşıyoruz. Bu açıdan baktığımızda hayat ÖSS ile KPSS ile bitmiyor. Mesleki sınavlarıda katarsak 80 yakın farklı farklı sınavlar var ve hayatın her aşamasında sistematik bir şekilde kurulmuş bir saldırı olduğunu görüyoruz. Bence geniş bir muhalefet oluşturarak ancak bir şeyler yapabiliriz. ÖSS karşı mitingte önemli olan şey şuydu; Türkiye’de bir ilk olmasıydı. Niceliğinden çok niteliği önemliydi. Genç-seni kurup güçlendirme meselesinde EHP gençliği olarak bizde bazı çalışmalarına katılıyoruz. Genç-senin yapacağı çalışmalar bu konularda daha geniş bir muhalefetin örgütlenmesinde çok işe yarayacak.”

Mayısta Yaşam Ortağı: “Biz burada eleme sınavının hangi mekanizmalardan kaynaklandığını, neleri kimleri elediğini vs. tartışmaya kalkarsak doğru olmaz ve zaman kaybı olur. Ben başka şey söylerim sen başka şey söylersin içinden çıkamayız. Bence burada olması gereken farklı yerlerden baksak bile bir çözüm üretebilmek. Bence farklı kurum ve kesimleri bu çalışmaya katabilirsek daha güçlü olabileceğiz.”

Özgür Yaşam Kooperatifi: “Biz de İzmir’de ÖSS karşıtı bir miting örgütlemiştik. Ve ilk eylemde önemli olan niteliği olduğu kadar, farklı kurumların katılmış olmasıydı. Hepimizin farklı tahlilleri olabilir ama ne kadar bir araya gelebiliriz. Bunların üzerinde durmak lazım. Acaba yelpazeyi genişletmenin yolu farklı yöntemler mi geliştirmek? Bence sonuç almaya yönelik düşünmek gerek.”

Mayısta Yaşam Katılımcısı: “Benim üç panelistede bir sorum olacak. Önümüzdeki dönemde eleme sınavlarına karşı, geçen yılı aşan, daha geniş bir zeminde yürütmek istedikleri bir çalışma var mı?”

Soru: “Ben Dursun hocaya şunu sormak istiyorum. Bugün kadrolu öğretmenler kadrosuzlar için bir şey yapmazlarsa yarın kendileri de tehlikeye girecekler. Ayrıcalıklılar ayrıcalıksızlar için bir şey yapmazsa yarın ayrıcalıkları da tehlikeye girecek. Mesela KPSSyi vurguladınız ama buraya gelene kadar bir sürü sınavdan geçiyorsunuz. Bugün eğitim emekçileri için kurulan bir sürü dernek var, Eğitim-Sen’in bu kurumlarla birlikte bir politikası var mı?”

Soru: “ Dursun Yıldız’a soruyorum. İzmirde eğitim emekçileri arasında bir çalışma var. İzmirde hem sosyal-işin bulunduğu, hem eğitim-senin bulunduğu bir ortaklaşma önerisi götürecekler. Sizin bu konuda fikriniz nedir?”

 

Eğitim-Sen: “Eğitim-Sen diyorki KESK bütünlüğü içerisinde Eğitim-Sen bir sendikadır. Kamusal eğitimi savunuyoruz, özel eğitime karşıyız. Eğitim sisteminin her sorununa karşı yapmak istediğimiz şeyler var, 160 bin üyemiz var ve Eğitim-Sen sizin bahsettiğiniz kurumları da bünyesine katmak istiyor, henüz ataması yapılamamış öğretmen adaylarını üyesi yapmak istiyor. Ama eğitim-sen bunu başaramazsa kadrolu atamaların sayısı her yıl azalacak ve zamanla kadrolu atama bitecek. Bugün herkes birlikten bahsediyor. Farklı farklı örgütlenmeler olduğunda bunları başarmamız zor. Fiili ve meşru mücadeleyle tüm ezilenlerle birlikte mücadele edemediğimiz sürece bunu başaramayız, örgütsel bir bütünlük içerisinde ancak başarılı olabiliriz. Eğitim-sen çatısına geleceksiniz, birlikte hareket edeceğiz. Fahri üyelerimiz bütün haklara sahiptirler sözleşmeli öğretmenler fahri üyemiz olabilirler. Bizim işimiz ve amacımız bu.”

ODTÜ Genç-Sen: “Biz ÖSS’ye karşı bir şey yapacakmıyız? Önümüzdeki bahar aylarında herhalde sendika kurulmuş olur, elbette yapacağız. Bence ÖSS işçi sınıfını elemiyor, mavi yakalı işçileri oluşturuyor. Bence mücadele bizim için bir amaç olmamalı, amacımız kazanmak mücadele de araç olarak hedeflenmeli bence. Bence devrim hedefleri gibi zor hedeflerden ziyade eleme sınavlarına karşı somut çözümler getirmeliyiz.”

Mayısta Yaşam Kooperatifi: Bizce eleme sınavlarına karşı mücadele eden kurumlar sadece forumlardan forumlara bir araya gelmemeli. Mesela yenidünya gençliğini  koordinasyon vesilesiyle tanımış olduk, ve arkadaşları mitinge çağırdık. ÖSS karşıtı mitingde beraber durduk. Bu kurumların irtibatlanmalarının sürekliliği sağlanıpta korunabildiği müddetçe aslında bu yönde adımlar atabilme şansını yakalamış olacağız.