
|
İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Cezaevi Raporu (15 Temmuz-17 Ekim, İç Anadolu Bölgesi Ağırlıklı ) |
||
|
koordinasyon.net- 19 Ekim 2007 |
||
|
|
Bolu F Tipi Cezaevi: İşkence ve Kötü Muamele Ø Av. Murat Vargün, müvekkili Zeki Bayhan ile yaptığı görüşmede müvekkilinin; 3 Ağustos 2007 tarihinde başgardiyan ve bir grup gardiyan tarafından bulunduğu odadan alınarak, cezaevi içerisinde götürüldüğü başka bir yerde 'Seni mahvederiz, burayı sana dar ederiz' şeklinde tehdit edildiğini bildirdi. (Kaynak: Avukat Murat Vargün’ün yapmış olduğu açıklama, 17 Ağustos 2007 tarihli Gündem Gazetesinde yer almıştır) Keyfi Yasaklar-Uygulamalar Ø Son dönemlerde tutuklu ve hükümlüler revire götürülmüyor. Doktor hücreye gelip “neyin var diye soruyor”. Buna gerekçe olarak personelin yoğun iş temposu gösteriliyor. Revire verilen dilekçelerin acil olup olmadığına bakılmaksızın birkaç gün sonra cevaplandırılıyor. (Kaynak: Mehmet Kulaksız’ın 23.08.2007 tarihli mektubu. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Ø Genel aramalarda parayla satın aldıkları pet şişelerin boşları kağıt kesmek için kullandıkları permatikler amaç dışı kullanılıyor bahanesiyle tutuklu ve hükümlülerden genel aramalarda geri alınıyor. (Kaynak: Mehmet Kulaksız’ın 23.08.2007 tarihli mektubu. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Haber Alma Özgürlüğü Ø Yürüyüş Dergisi’nin tutuklu ve hükümlülere verilmediği belirtildi. Bu duruma itiraz edilmiş, tutuklu ve hükümlülerin itirazlarının reddedilme gerekçesi ise şu şekildedir: “Hükümlü, hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla zorunlu”dur. (Kaynak: Ümit İlter’in 01.08.2007 tarihli mektubu. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Disiplin Cezaları Ø Murat Güneş isimli tutukluya kapı dövmeden dolayı disiplin cezası olarak “sosyal faaliyetlerden men cezası” verilmiştir. (Kaynak: Ümit İlter’in 01.08.2007 tarihli mektubu. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Ø Nurettin Erenler, Mehmet Kulaksız ve Baki Yaş’a iki yıl önce hücrelerinde iki santimlik maket bıçağı parçası bulunması nedeni ile 6 ay hapis cezası verilmiştir. (Kaynak: Ümit İlter’in 01.08.2007 tarihli mektubu. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Kırıkkale F Tipi Cezaevi İşkence ve Kötü Muamele Ø Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi'nden kapasite yetersizliği nedeniyle Kırıkkale F Tipi Cezaevi'ne nakledilen 30'u siyasi toplam 70 hükümlüye işkence yapıldığı bildirildi. Hükümlülerin 15 Eylül 2007 tarihinde apar topar ve bilgisayar kayıtları tutulmadan sevk edildiklerini, aileleriyle görüşme imkânı verilmediğini ve telefon dahi hiçbir iletişim hakkından yararlanmalarına izin verilmediği, sevk sırasında birçok tutuklunun feci şekilde dövüldüğü kaydedildi. (Kaynak; Avukat Filiz Kalaycı’nın 21 Eylül 2007 tarihinde yapmış olduğu basın açıklaması) Ø Medet Sever; sağ gözünde morluk, ön üst üç kaplama dişinde kırık ve kaburgalarında darp sonucu rahatsızlık. Ø Ali Haydar Elyakut; kollarında yaralar mevcut. Ø Vedat Bakır; sol bacağında ekimoz, nefes almada güçlük çekiyor. Ø Diyavettin Turhan; uygulanan ağır darp sonucu yatalak durumda Ø Hasip Avşar; uygulanan ağır darp, ağza alınmayacak küfür ve hakaretlere maruz kalmış. Ø Şeyhmus Özsubaşı; uygulanan ağır darp sonucunda vücudunda yaralar oluşmuştur. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretlere maruz kalmış. Ø Savaş Kahraman; darp nedeniyle gözünde morluk. Ø Cengiz Sinan Halis Çelik; cezaevine getirildiğinde 3 infaz koruma memuru arama yapılan yerde bütün elbiselerini çıkartarak soyunmasını istemiş, soyunmak istemeyince kafası duvara vurularak darp ettiklerini belirtmiştir. Ayrıca duvara çarpması sonucu sırtındaki ameliyatlı bölgede büyük acılar duyduğunu söylemiştir. Cezaevinin Xray cihazından geçirildikten sonra, merdivenlerin oraya gelindiğinde yaklaşık 4 infaz koruma memuru tarafından aşağıya itildiğini ve merdivenlerden yuvarlandığını ayrıca bu esnada görevlilerin hakaretli, küfürlü sözlerine maruz kaldığını belirtmiştir. Ø Lokman Akbaba; sevk sırasında uygulanan darplar sonucunda sol bacak üst kısmında ve sağ tarafta böbrek üstünde ekimozlar mevcut. Ø Nimetullah Tunç; sevk sırasında uygulanan darplar sonucunda kollarında ekimozlar mevcut. Ø Kasım Elçi; sevk işleminin bittiği, odalarına yerleştirme yapıldığı esnada ensesine, sırtına ve vücudunun diğer yerlerine masa ayağı ile ceza infaz memurlarınca vurulduğunu, küfür ve hakaretlere maruz kaldığını bildirmiştir. Bu olaydan 3 gün sonra doktora çıkarıldığını ve darp izlerini doktora izah ettiğini ama kendisine herhangi bir işlem yapılmadığı gibi odasına götürülürken bu seferde merdivenlerde şiddete maruz kaldığını, burada aldığı darbelerden kaynaklı ağzının, burnunun kanlar içinde kaldığını beyan etmiştir. Ø Abdülkerim Avşar; sevk sonrası odaya girerken özellikle kameraların bulunmadığı odalarda saldırıya uğradıklarını, tekme ve yumruk darbeleri ile yere düştükten sonra ayaklarını öptürmeye çalıştırdıklarını bildirmiştir. Darbeler sonucunda ayağında ve dudağında yaralar oluştuğu görülmüştür, iki gün boyunca böbreğine aldığı darbelerden kaynaklı idrarından kan geldiğini, ayrıca Kırıkkale İhtisas Hastanesine götürülürken askerler tarafından kelepçelerinin kasıtlı olarak sıkı takıldığı ve kollarının morardığını belirtmiştir. Ø Muhittin Altın; sevkten sonra odalarına götürülürken yumruk darbeleri ile yere düştüğünü, iki bacağının da sakat olmasına rağmen bacaklarına ve vücudunun çeşitli yerlerine vurulduğunu, kafasına ve kulaklarına aldığı darbelerden kaynaklı duyma zorluğu çektiğini belirtmiştir. Sol ayak dizinin üstü ile sol baldırında morarma ve sol dirsekte yara izi görülmüştür. Ø Cevat Soysal; cezaevine getirilir getirilmez kaba dayak diye tabir edilen yumruk, tekme ve tokat ile dövülmüş, ağır hakaretlere maruz kalmıştır. Göğsüne vurulan yumruklar ve tekmelerden dolayı göğsünde şişlik oluşmuştur. Sol kol dirsek üzerinde darp nedeniyle oluşan morluk sırtındaki morluk ve bacaklarındaki morluk net biçimde görülmektedir. Bu morlukların tekme, tokat, yumruk dışında dövme aracı olarak kullanılan sandalye ayakları ile vurulmasından da oluştuğu belirtilmektedir. Ø Medet Sever, Şeymus Özsubaşı, Ali Haydar Elyakut, Vedat Bakır ve M. Murat Sözeri ile yapılan görüşmede müdürlerin dilekçelerini geri çekmeleri konusunda ikna etmeye çalıştığını belirtmişlerdir. Ayrıca bazı gardiyanların hükümlülere; “Burası Kırıkkale ailelerinize söyleyin buraya gelmesinler” diye tehdit ettiklerini söylemişlerdir. Cezaevine getirildikleri iki gün boyunca hükümlüler oruç tutmamalarına rağmen saat 04.00’te herkesi kaldırarak sahur yemeği verilmeye çalışılmıştır. (Kaynak: Av. Filiz Kalaycı, Av. Murat Vargün, Av. H. İbrahim Vargün’ün 17.09.2007 tarihinde, Av. Hasan Anlar, Av. Levent Kanat, Av. Filiz Kalaycı’nın 28.09.2007 tarihinde gitmiş oldukları Kırıkkale F Tipi Cezaevi görüşme notu ve raporları) Sağlık Sorunları Ø Kalitesiz içme suyundan kaynaklı hükümlüler arasında ishal salgını başlamıştır. Ø Cengiz Sinan Halis Çelik; midesinde ülser olması nedeniyle sık sık kanama geçirmektedir. Sevk esnasında görevli hekime belirtmesine karşın hiç dikkate alınmamış. Sevk sonrasında da mide kanaması geçirmiş. Kanama sonrasında oldukça rahatsızlanmasına karşın tedavisinin yapılmadığını cezaevi hekiminin kendisine ülserde kesinlikle kullanılmayacak talcit ilacı verdiğini belirtmiştir. (Kaynak: Av. Filiz Kalaycı’nın 28.09.2007 tarihinde gitmiş olduğu Kırıkkale F Tipi Cezaevi Raporu) Keyfi Yasaklar-Uygulamalar Ø Tutuklu ve hükümlüler, kaldıkları odanın camının kırık olduğunu, defalarca bu durumun belirtilmesine rağmen idare tarafından onarılmadığını dile getirmişlerdir. (Kaynak: Av. Filiz Kalaycı’nın 28.09.2007 tarihinde gitmiş olduğu Kırıkkale F Tipi Cezaevi Raporu) Ø Kasım Elçi; Kırıkkale İhtisas Hastanesi’ne götürüldüğünü asker, subay ve hastane güvenliklerinin hazır bulunduğu odada doktorun kendisini muayene etmediğini dolayısıyla herhangi bir raporda düzenlemediğini belirtmiştir. Ø Abdülkerim Avşar; sevk sırasında yaşanan olayları cezaevi müdürüne dilekçe yazdıklarını, fakat dilekçelerinin yırtılıp atıldığını, işleme dahi sokulmadığını bildirmiştir. (Kaynak: Av. Hasan Anlar’ın 28.09.2007 tarihinde gitmiş olduğu Kırıkkale F Tipi Cezaevi Raporu) Disiplin Cezaları Ø Lokman Akbaba ve Nimetullah Tunç; cezaevi idaresinin sevk sonrasında kendilerine uygulanan şiddeti örtbas etmek ve sanki hükümlülerden kaynaklanan sebeplerle olayın çıktığını göstermek için disiplin soruşturması açtığı ve bir kısım hükümlülere disiplin cezası verildiğini beyan etmişlerdir. (Kaynak: Av. Murat Vargün’ün 28.09.2007 tarihinde gitmiş olduğu Kırıkkale F Tipi Cezaevi Raporu) Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevi İşkence ve Kötü Muamele Ø 25 Haziran 2007 tarihinde Ankara Numune Hastanesi’ne götürülen ve hastalıkları hayati boyutlarda ciddiyet taşıyan Yaşar İnce ve Erol Zavar’a karşı bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Askerler tutuklu ve hükümlülerin kollarına girmiş vaziyette yürürken sürekli çekiştirerek ve kollarını sıkarak, baskı kurmaya çalışmışlardır. Askerler, sıcak havada ring içinde beklettikleri tutuklu ve hükümlüleri lavaboya götürmemiş ve sonrasında da benzer tavırlarını sürdürmüştür. Askerlerin çekiştirmeleri ve kollarını sıkmalar sonucu Yaşar İnce’nin kan alınan kolu şişerken, Erol Zavar’ın her iki bileğinde de kelepçe nedeniyle morluklar ve çizikler oluşmuştur. (Kaynak: Hakkı Alphan’ın İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış olduğu mektup ve 27 Temmuz 2007 tarihli İşçi Köylü Gazetesi) Ø 3 Temmuz 2007 tarihinde daha öncesinde verdikleri dilekçe nedeniyle savcı tarafından çağırılan Ümit An, Zeynel Karabulut arama terörüne maruz kalmış savcılık dönüşünde de yumruk, tekme ve coplarla saldırıya uğramışlardır. (Kaynak: Hakkı Alphan’ın İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış olduğu mektup) Ø 6 Nisan ve 15 Haziran günlerinde 11. Ağır Ceza’da görülmekte olan davalarına giden Halil Şahin, Yaşar İnce, Sedat Ot, Naki Demir, Tayyar Eroğlu, Cengiz Kahraman’a önce çeşitli gerekçelerle onursuzca uygulamalar dayatılmış, sonrasında da saldırılmıştır. (Kaynak: 27 Temmuz 2007 tarihli İşçi Köylü Gazetesi) Ø 16 Temmuz 2007 Pazartesi günü “Seçim Çare Değil, Bağımsızlık ve Demokrasi Mücadelesine Katıl” kampanyası çerçevesinde yapılmak istenilen yürüyüş engellenmiş ve sonuçta 87 kişi tutuklanarak Sincan F Tipi Cezaevine gönderilmiştir. Burada ilk arama esnasında gardiyanlar tarafından tutuklular falakaya yatırılmış, soyulmak istenmiş ve copla tecavüz edileceği yönünde tehditler alarak işkence görmüşlerdir. İşkenceye maruz kalanların isimleri şu şekilde; İbrahim Çuhadar; falaka ve soymaya çalışma, Mehmet Yaşar; falaka, soymaya çalışma, kaburgalarda kırık, Erdinç Eroğlu; falaka, soymaya çalışma, Uğur Eyilik; falaka ve soymaya çalışma, Deniz Kutlu; falaka ve soymaya çalışma, İbrahim Akın; falaka, soymaya çalışma, copla tecavüz tehdidi, baygınlık geçirmiş. Musa Kurt; falaka, soymaya çalışma, copla tecavüz tehdidi. Niyazi Harnupoğlu; sayım esnasında ayrı bir yere çıkarılmak istenmiş çıkan arbede sonrası kolu kırılmış. (Kaynak: 21 Temmuz 2007 tarihli Halkınsesi ve 26 Temmuz 2007 Atılım Gazetesi ) Ø Sincan F Tipi Cezaevi’nde bulunan tutuklu ve hükümlüler, dış güvenliğine bakan jandarma birliğinin tabur seviyesine çıkarılması ve tabur komutanı olarak da bir yarbayın atanması sonrası değişen komuta kademesi ile birlikte, askerle tutuklu ve hükümlülerin karşı karşıya geldiğini; mahkeme, hastane, savcılık için adliyeye gidişlerde saldırı ve işkenceye maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. Özellikle hastane sevklerinde, askeri personel açıkça "Hem devlete karşı geliyorsunuz, hem de sizin tedavinizle uğraşıyoruz, sizi tedavi etmek zorunda mıyız?" diyerek tutuklu ve hükümlülerin tedavileri saldırılarla engellenmektedir. (Kaynak: Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevinde bulunan siyasi tutuklu ve hükümlülerin Cumhuriyet Savcılığına yaptığı Suç Duyurusu ve Hakkı Alphan’ın İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na gönderdiği mektubu.) Ø Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevinden, Kırıkkale F Tipi Cezaevine zorunlu sevkler sırasında, Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevinde bulunan Alihan Alhan, Mesut Çeki ve Metin Kürekçi’nin birlikte kaldığı 24 nolu hücreye saldırı gerçekleştirildi. Hücrede bulunanlar çeşitli yerlerinden darp edilmişlerdir. (Kaynak: Alihan Alhan’ın ablası Neslihan Alhan’ın İHD Genel Merkezinde 21 Eylül 2007 tarihinde yapmış olduğu sözlü açıklama) Ø Oğlu ile açık görüş yapmak üzere Sincan F Tipi'ne giden Semiha Eyilik, tutuklu ve hükümlülerin görüşe çıkmadıklarını gördü. Bunun nedeninin gardiyanlar tarafından tutuklu ve hükümlülere damga vurulması olduğunu öğrenen Eyilik, "Damganın hayvanlara basıldığını" belirterek tepki gösterince, gardiyan şu cevabı verdi: "Önceden görüşe gelenlere basıyorduk, basına çıkınca içeridekilere uygulamaya karar verdik, çünkü onlar dışarı haber veremiyorlar." (Kaynak: Temmuz-Ağustos TAYAD Raporu) Sağlık Sorunları Ø Yaşar İnce; Hepatit B, kalp rahatsızlığı, bel fıtığı, böbreklerde taş, karaciğerde enfeksiyon. (Kaynak: Yaşar İnce’nin Fatma Yılmaz’a 20 Ağustos 2007 tarihinde göndermiş olduğu mektup) Erol Zavar; Mesane kanseri, KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı). Kemal Ertürk; şeker ve hipertansiyon. Ø Yemeklerin bozuk gelmesinden kaynaklı ishal, karın ağrısı, halsizlik, kusma vb. şikâyetleri olan birçok kişi bulunmaktadır. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihli mektubu. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Ø Hüseyin Özarslan’ın Hepatit B değerleri geçen kontrolde (düzenli olarak 6 ayda kontrole götürülüyor) normalden yüksek çıkıyor. Bunun üzerine biyopsi yapmaya karar veriyorlar. 30 Temmuzda hastaneye yatırılıyor. 2 hafta hastanede kalıyor. Bu sürede sadece biyopsi yapılmıyor ama genel bir muayene ve görülen rahatsızlıklara yönelik tedavi de uygulanıyor. Kan tahlilleri, mideye endoskopi, üst solunum yollarında tespit edilen (yıllardır boğaza akıntıya neden olan) enfeksiyona yönelik antibiyotik tedavisi uygulanmış. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 2 Eylül 2007 tarihinde yazmış olduğu mektup. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Tedavi Engeli Ø Yaşar İnce, mide, bağırsak sistemi problemleri ve kalp yetmezliği rahatsızlığı için gittiği Numune Hastanesi ilgili servis doktorlarına Hepatit B hastası olduğunu özellikle belirtmesine ve uygulanacak tedavide bunun dikkate alınmasını işaret etmesine rağmen bölüm doktorları Hepatit B (HBV) durumunu tetikleyecek, değerlerin yükselmesine neden olacak ilaçlar kullandırılmıştır. Kullanılan ilaçların HBV durumunu etkilemeyeceğini, dolayısıyla karaciğere zararı olmadığını belirtmişlerdir. Oysa kullanılan bu ilaçlar sonrası Yaşar İnce’nin HBV değerleri çok fazla yükselmiş ve karaciğerde enfeksiyon başlamıştır. HBV ile ilgili profesörden bu durum öğrenildiğinde ise bölüm doktorunun özellikle kullanılmasında sakınca “görülmeyen” ilaçlar üzerine durup derhal ilaçları kestirmesi ve bu ilaçların nasıl kullanımına izin verildiğini sorgulaması, işin özünün ve ciddiyetinin ne olduğunu göstermektedir. (Kaynak; Yaşar İnce’nin 30 Temmuz 2007 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu suç duyurusu) Ø İbrahim Pank, Sincan 1 No'lu F Tipi’nde kalan adli bir hükümlü. Hepatit B hastası olduğunu bilmiyor. 2 yıl öncesinden ölümünden bir süre öncesine kadar karın ağrısı, baş ağrısı, ishal, halsizlik, gözlerde yanma vs. şikâyetlerle hastane revirine çıkmış, fakat revir doktorları tıpkı Yaşar İnce’de olduğu gibi rahatsızlığının “mevsimsel değişiklikler”, “grip-nezle” vb. gibi olduğunu söyleyerek karaciğeri de zorlayan ilaçlar yazıp geri hücresine göndermişlerdir. Nihayetinde 2 yıl boyunca sevk edilmeyen İbrahim Pank durumunun ağırlaşması sonrası hastaneye sevk edilmiştir. Hastaneye yapılan bu sevk zaten ilk ve son olmuştur. İbrahim Pank’ın HBV değerleri çok yükselmiş ve hastalık artık siroza çevrilmiştir. Hastaneye yatırılmasına rağmen Mahkûm Koğuşu’nda hayatını kaybetmiştir. (Kaynak; Yaşar İnce’nin 30 Temmuz 2007 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu suç duyurusu) Ø Cemal Yaşar; 2 Aralık 2006’da cildindeki rahatsızlık nedeniyle hastaneye sevk ediliyor. Ama aradan 9 ay geçmesine rağmen hala hastaneye götürülmüyor. Teşhis ve tedavisi 9 aydır engellenmektedir. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihinde yazmış olduğu mektup. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Ø Selmani Özcan; 6 Mart 2007’de fizik tedavisi için Numune Hastanesi’ne ilgili bölüme sevk edilmiş, 22 Eylül 2006 tarihinde ise Üroloji Bölümüne sevki yapılmıştır. Sevklerin üzerinden 5 ve 11 ay geçmiş olmasına rağmen hala hastaneye götürülmemiştir. 6 aylık periyodik kontrol için ise 22 Ağustos 2007 tarihinde hastanenin Üroloji bölümüne götürülmüştür. Ellerindeki tutukluk ve titremenin durumunu görmek için EMG, beynindeki son durumu öğrenmek için MR çekilmesi istenmiştir. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihinde yazmış olduğu mektubu. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Haberleşme Özgürlüğü - Mektup Engeli Ø Yine uzun süredir tutuklu ve hükümlülerin mektup sorunları ve bu kapsamda karşılaştıkları hak gaspları olduğu gibi devam etmektedir. Taahhütlü, APS, faks gibi posta çeşitlerini kullanmalarına rağmen, tutuklu ve hükümlülerin gönderdiği veya kendilerine gelen onlarca mektup “kaybedilmekte”, yine yüzlercesi günlerce, aylarca geciktirilerek postalanmaktadır. (Kaynak: 27 Temmuz 2007 tarihli İşçi Köylü Gazetesi) Ø Rabbena Hanedar’ın 25 Temmuz 2007 tarihli APS ile gönderdiği mektubu alıcısına ulaşmamıştır. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihinde yazmış olduğu mektup. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Haber Alma Özgürlüğü Ø Yürüyüş Dergisinin Eylül 2006’dan bu yana yayınlanmış olan hiçbir sayısı verilmemektedir. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihinde yazmış olduğu mektup. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Keyfi Yasaklar- Uygulamalar Ø Tutuklu ve hükümlülerin arkadaş ziyaretinde 3 kişilik kontenjandan ziyarete giden görüşçülerine “Niye görüşe geldiniz, kimi ziyarete geldiniz, bir daha gelmeyin” uyarısı ve tehdit içerikli konuşmalarla hiçbir hukuki gerekçe olmadığı halde adı kayıtta yer alan bir kişi saatlerce gözaltında tutulmuştur. (Kaynak: Hakkı Alphan’ın İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış olduğu mektup) Ø Ortopedik ayakkabı kullanması zorunlu olan Selmani Özcan, keyfi bir dayatma olmasına rağmen, istenen kurul raporunu da ( Numune Hastanesi Sağlık kurulundan) almış olmasına rağmen hala ortopedik ayakkabı yaptırılmıyor. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihinde yazmış olduğu mektup. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Görüş Engeli Ø Diğer F tiplerinde, yasalarda belirtildiği gibi, avukatlar hafta içi her gün mesai saatlerinde müvekkilleriyle görüşebiliyorken, personel yetersizliği bahanesiyle Sincan 1 ve 2 No’lu F tiplerinde sadece Cuma günleri tüm gün avukat görüşüne izin verilmekte, diğer günlerde ise 1 saatlik süre dışında avukatların ziyarette bulunmaları engellenmektedir. Aynı şekilde, tutuklu ve hükümlülere aile, vasi ve 3. dereceye kadar akrabaları dışında üç kişiyle haftada bir kez görüşebilme olanağı tanınmışken ve diğer F tiplerinde bu yasal hakkın kullanımında bir engel çıkarılmazken, Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bu hakkın kullanımı sınırlandırılmaktadır. Yasada bu üç kişinin haftada bir kez görüş yapabilecekleri belirtilmesine karşın, üç ziyaretçinin ayrı ayrı haftalarda olmak koşuluyla ayda sadece bir kez görüş yapmasına izin verilmektedir. (Kaynak: 27 Temmuz 2007 tarihli İşçi Köylü Gazetesi) Disiplin Cezaları Ø Alaattin Uğraş’a kapı dövme ve slogan atma gerekçe gösterilerek Disiplin Kurulu’nun 26.07.2007 tarihli, 2007/72 no.lu kararı ile “1 ay haberleşme araçlarından men” cezası verilmiştir. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihinde yazmış olduğu mektup. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Ø Ümit İlter’in Bolu F Tipine sürgün edilmesini protesto etmek için Açlık Grevi yapanlara “Disiplin Kurulu”nun verdiği “1 ay bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma” cezası 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20 Temmuz 2007 tarihli D. İS. Esas: 2007/831 no.lu kararıyla onaylanmıştır. (Kaynak: Rabbena Hanedar’ın 28 Ağustos 2007 tarihinde yazmış olduğu mektup. Temmuz-Ağustos 2007 TAYAD Raporu) Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi İşkence ve Kötü Muamele Ø 25 Haziran 2007 tahinde Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nden hastaneye getirilen İsmail Doğan, sıcak havada ring içinde bekletilmiş ve lavaboya götürülmemiştir. Yapılan uygulamalara tepki göstermesi üzerine askerler tarafından tekme ve yumruklu saldırıya uğramıştır. (Kaynak: 27 Temmuz 2007 tarihli İşçi Köylü Gazetesi) Haber Alma Özgürlüğü Ø Zana Mazak’ın abone olduğu Özgür Halk Dergisi cezaevi idaresi tarafından kendisine verilmemiştir.[1] (Kaynak; Zana Mazak’ın 3 Eylül 2007 tarihli İHD Genel Merkez’ine gönderdiği mektup) Keyfi Yasaklar- Uygulamalar Ø İmralı Tek Kişilik Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde tutulan Abdullah Öcalan için uygulanan hükümlü-avukat görüşmesinde gözlemci bulundurma uygulaması, mahkeme kararıyla Sincan 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde de uygulamaya konuldu. Uygulama, cezaevi yönetiminin Şeyhmus Özsubaşı için mahkemeye yaptığı başvuru üzerine başlatıldı. (Kaynak: 4 Ağustos 2007 tarihli Gündem Gazetesi) Disiplin Cezaları Ø A. Hamit Babat; iletişimden men cezası. Ø Ahmet Temiz; bir ay iletişimden men cezası. (Kaynak: 30 Temmuz 2007 tarihli İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na gönderdikleri mektup) Ø Şeyhmus Özsubaşı; çok sayıda disiplin cezası var. Ailesi ile yaptığı telefon görüşmesi kaldırılmıştır. (Kaynak: 4 Ağustos 2007 tarihli Gündem Gazetesi) Sincan Kadın Kapalı Cezaevi İşkence ve Kötü Muamele Ø Münevver Şeker’e 2 Ağustos 2007 tarihinde Malatya Cezaevi’nden, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sevkli gelmiştir. Cezaevi girişinde çıplak arama dayatılmıştır. Aramayı kabul etmediği için darp edilmiş, buna rağmen “gardiyanları darp ettiği “iddiasıyla 20 günlük hücre cezası talebiyle hakkında soruşturma açılmıştır. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Ø Sevkler sırasında olağanüstü sıcaklarda, klimalar dahi çalıştırılmadan tutuklu ve hükümlüler saatlerce daracık ringlerde bekletilmektedir. Hastane sevklerinde yiyecek verilmiyor, tuvalet ihtiyaçlarını karşılamak konusunda da problemler yaşanıyor. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup) Sağlık Sorunları Ø Menekşe Karataştan; verilen suların sağlıksız ve pis olmasından kaynaklı rahatsızlanmıştır. Ø Figen Çağrı; tansiyon düşüklüğü, şeker değerleri yüksek, Hepatit-B sağlık sorunları var, uzun süredir revire çıkarılmıyor. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Ø Suların sağlıksız ve pis olmasından dolayı kanlı ishal, halsizlik, baş ağrısı gibi ciddi sağlık sorunları yaşanmakta. Ø Son dönemlerde revire çıkan birçok tutuklu ve hükümlüye “psikolojiktir” denilerek tek teşhis konuluyor. Ø Yemeklerin içinde saç tokası, kıl da dahil olmak üzere bir çok pislik, taş vs. çıkıyor. Hatta bol miktarda fare dışkısı da varmış. Bu konularda defalarca dilekçe verilmesine rağmen değişen bir şey olmamış. Ayrıca yemek malzemeleri yeterince yıkanmadan, ayıklanmadan yemekler pişiriliyormuş. Çoğunlukla yemek, salata ve meyveleri çöpe atmak zorunda kalıyorlarmış. Ø Fadime Özkan; kemik erimesi, bel fıtığı var. Düzenli olarak kemik güçlendirici ilaç kullanması gerektiği halde ilaçlar zamanında verilmiyormuş. Yine bu sorunla ilgili hastanede test yapıldığı halde aradan aylar geçmiş olmasına rağmen henüz test sonuçlarını öğrenilememiş. Bel fıtığı için düzenli olarak sert zeminde (yerde) egzersiz yapması gerekiyor. Egzersiz için doktor onayı ile alıp yere sererek kullandığı battaniyeye 20 Temmuz 2007’de yapılan genel aramada (fazla) diye el konulmuş. Bu idarenin battaniyesi olmadığı gibi sağlıkla ilgili kısmı izah edildiği halde zorla alıp götürmüşler. Yoğun ve sık sık baş ağrıları yaşıyor. Ø Zeliha Bulut; yumurtalıklarda kist, böbreklerde taş, son süreçlerde gözlerde yoğun ağrı ve batma hissi var. Tutuklandığı ilk zamanlar yumurtalıklardaki kistlerle ilgili ilaç kullanıyormuş. Ve bunları düzenli olarak kullanması gerekiyormuş. Fakat ayakkabı araması dayatıldığı için revire gidemediğinden ilaçlarını uzun süre kullanamamış. Ve kontrol içinde hastaneye gidememiş. Diş sorunları için ise iki defa revire gittiğinde doktor tarafından güya kaba konuştuğu için dışarı atılmış, bundan dolayı sevki yapılmamıştır. En son yine aynı gerekçe ile 7 Ağustos 2007’de dışarı atılmış. Daha önce hastaneye gittiğinde askerlerin çıkmaması nedeniyle muayeneyi ret ettiği için kistler nedeniyle hastaneye gitmesi gerekirken “muayeneyi reddedin diyerek” sevki yapılmamıştır. Ø Deniz Tepeli; patlama nedeniyle kulak zarı zarar görmüş ve duymuyor. Hastaneye sevki yapılmamış. Sürekli uğultu ve çınlama var. Bunun içinde doktorlar çeşitli ilaçlar vermiş fakat geçmemiş. Revir doktorları ayda bir değiştiği için her gelen doktor başka bir teşhis koyuyormuş. Uzman doktorun görmesi gerektiği halde hastane sevki yapılmıyor. Ø Resmiye Vatansever; iç guatrı var. Bunun için testler yapılması, düzenli olarak kontrole gitmesi ve düzenli ilaç kullanması gerekiyormuş. Ama ilaçlar sürekli geç getirildiği için kimi günler ilaç kullanamıyormuş. Ayrıca guatrı, göğüs ve koltuk altında bulunan kistler nedeniyle kontrole gitmesi gerekirken, sevki oldukça geciktirilmiş. Bir sevk yaptırabilmek için defalarca revire gitmek zorunda bırakılmış. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup) Tedavi Engeli 28 Temmuz 2007 günü sabah 8 sayımında arkadaşımız “Nevin Yaylacı” yarı baygın kalkamaz durumda olduğunu fark ettik (koğuş içinde) tek tek, ayrı ayrı hücrelerde (uyumamız) kalmamız sebebiyle oluşan hastalıkları önceden fark etmemiz pek mümkün olmuyor-olmamaktadır. Arkadaşımızı o gün yarı baygın ayağa kalkamaz bir şekilde bulunca hemen gardiyanlara haber verdik yaklaşık yarım saat sonra büro tipi tekerlekli sandalye ile birlikte gelerek revire götürüldü. Arkadaşımız yarı baygın ayağa kalkamaz bir vaziyette, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi ve mine bulantısı sorunu yaşıyordu. Yaşadığı bu sorunları belirtmiş olmamıza rağmen arkadaşımız zorla ayağa kaldırılarak getirilen “büro tipi tekerlekli” sandalye ile birlikte revire (sarsa sarsa) çıkartılmıştır. Sedyenin olmadığını söylemişledir. Revirde “migren” teşhisi konularak ağrı kesici, diyazem ve bir ilacın karışımı daha olan bir iğne yapılmış, serum verilmiştir. Ardından aynı şekilde (büro tipi sandalye ile sarsa sarsa) geri getirilen arkadaşımız sandalyenin üzerinde hücrenin tam önünde bir baygınlık (vücudu kasılmış, dişler kenetlenmiş bir halde) geçirmiş ve oturduğu sandalyeden yere düşmüştür. Bu durum kamera kayıtlarında mevcuttur. Kendine gelen arkadaşımız güçlükle içeri alınmıştır. Biz, arkadaşımızın ağırlaşması ve yeniden şiddetli bir baş ağrısının yaşaması üzerine tekrar doktoru çağırdık. Yaklaşık 1 saat sonra gelen doktor rahatsızlığının tansiyon düşüklüğünden olabileceğini belirtmiştir. Israrlarımız sonucu tansiyonu ölçülmüştür. Fakat işin garip yanı tansiyonu normal çıkmıştır. 13 – 8 çıkan tansiyonun normal olması ve bizim ısrarlarımızla birlikte sevki yapılmıştır. Gardiyanlar hastane sevkinin acil durumlarda dahi “ring” aracıyla yapıldığını iddia ederek ambulans çağırmamışlardır. Ayrıca arkadaşımız ring hücresine tek başına konulmuş ve buradan da yere düşmüştür. Arkadaşımızın yanında olması gereken gardiyan ise askerlere refakat etmiştir. Bu nedenle düştüğü fark edilmemiştir. Bu şekilde de yarı baygın vaziyette hastaneye götürülmüştür. Götürüldüğü (Sincan Devlet Hastanesi) hastanede röntgen çekilerek “sinüzit” tanısı / teşhisi konulmuş, buna yönelikte bir takım ilaçlar verilmiştir. Oysa teşhis için gerekli ve yeterli tetkikler yapılmamıştır. Durumunda her hangi bir değişiklik olmamasına rağmen o halde cezaevine geri getirilmiştir. Saatler ilerledikçe arkadaşımızın durumu daha da ağırlaşmaya başlamıştır. Gece yarısı saat 3 de şiddetli bir baş ağrısı ve mide bulantısı yaşaması sebebiyle yeniden doktor çağırdık. 1 saat aradan sonra doktorun (revire) geldiği belirtilerek arkadaşımızın aşağı indirilmesi istenmiştir. Arkadaşımızın ayağa kalkamaz durumda olmasına rağmen (bunu belirtmemize rağmen) arkadaşımızı güçlükle ayağa kaldırıp, merdivenlerden güçlükle indirerek getirmiş oldukları “büro tipi sandalyeye” oturttuk. Arkadaşımız yarı baygın şekilde revire çıkarılmıştır. (4.15 gece) serum verilerek sabah 7.00 da da tekrar geri hücreye getirilmiştir. Fakat durumunda her hangi bir değişiklik yada her hangi bir düzelme olmamıştır. Yine şiddetli bir baş ağrısı (hiç kesilmeyen) ve mide bulantısı sorunu yaşamaktadır. 29 Temmuz’da da durum aynen devam etmiştir. Yine gece yarısı ağrısının şiddetlenmesi nedeniyle butona bastık ve arkadaşımızın revire çıkarılmasını istedik. Güçlükle kollarımız arasında yürüyen arkadaşımız revire çıkartılmış, iğne yapılarak geri getirilmiştir. (Ayrıca arkadaşımız yaşadığı bu baş ağrısı ve mide bulantısı ile birlikte ciddi bir hafıza sorunu da yaşıyordu) sadece inliyor, kusuyor (hiçbir şey yememiş olmasına rağmen) ayağa kalkamıyor, konuşamıyordu. “Sinüzit” için verilen 4 adet farklı ilaç hiçbir şekilde olumlu bir etki göstermemiş hiçbir iyileşme gözlenmemiştir. 30 Temmuz Pazartesi günü, arkadaşımızın durumunu çok erkenden belirtmemize rağmen doktor, ancak arkadaşımız lavaboya gitmek için ayağa kalkıp bayılıp düşmesi, kafasını çarpması sonucu ısrarımız dahilinde gelmiştir. Geldiklerinde yerde yarı baygın halde yatan arkadaşımızın tansiyonu ölçülmüştür.(yaşadığı ara ara hafıza kaybına ilişkinde bir takım sorular sorulmuştur.) Arkadaşımızın yaşadığı sorunları anlatmamız ile birlikte yoğun ısrarımız neticesinde arkadaşımız (1 saat sonra) hastaneye sevk edilmiştir. Önce “Numune Hastanesine” götürülmüş, orada bir takım tetkikler yapıldıktan sonra (müdür’ün bize söylediği kadarıyla “yüksek tansiyon” teşhisi konularak) Hacettepe Hastanesine sevk edilmiştir. (Kaynak: Nurcan Ağababa’nın İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonuna yazmış olduğu mektuptan aynen alınmıştır. Konuya ilişkin ayrıca 5 Ağustos 2007 tarihli Nurten Karataş, Dilşad İnce, Hasret Soylu, 19 Ağustos 2007 tarihli Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut, Resmiye Vatansever, Hakkı Alphan’ın mektupları, 5 Ağustos 2007 tarihli Evrensel Gazetesi, 3 Ağustos 2007 tarihli ÇHD Basın açıklaması, 4 Ağustos Atılım, 2 Ağustos 2007 tarihli Alınteri , 3 Ağustos 2007 tarihli Halkınsesi) Ø Deniz Tepeli; doktor tarafından hastaneye yapılmış sevki olmasına rağmen bir aydan fazla bir süre hastaneye götürülmeyerek tedavisi engellenmiştir. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Ø Zeliha Bulut; hastane sevki olmasına karşın cezaevi idaresi tarafından hastaneye götürülmeyerek tedavisi engellenmektedir. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Görüş Engeli Ø Nurten Karataş, görüşler saat 09.00’da başlamasına rağmen, görüşçülerin içeri alınması saat 09.30’u buluyor, dolayısıyla bir saat sürmesi gereken görüşler yarım saate indiriliyor. (Kaynak: Zelal Karataş’ın İHD Ankara Şube’ye 15.08.2007 tarihinde yapmış olduğu başvuru) Ø Ziyaretçiler “göz taramasına” tabi tutularak fişlenmekte, regl döneminde olan kadın ziyaretçilerin kullanmakta oldukları petler aranmak istenmekte, demirli sutyenlerini zorla çıkarma, kimi zamanda çıplak arama dayatmaları ile yüz yüze kalabilmektedirler. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup) Ø Yasal olarak aile dışında 3 kişi -arkadaş- görüş hakkı olmasına rağmen bu ziyaretçilerle açık görüş haftası dışındaki haftalarda görüşebilmeleri gerekirken bu hakları gasp ediliyor. Mesela ayın son haftası ziyaret gününde ziyaretçilerin bir işi çıktıysa ancak bir sonra ki ay görüşebiliyor. Yine 3 ziyaretçi belirlenen son hafta da geldiğinde bir saatte (ziyaret saati 1 bir saat) 3 kişi ile görüşebiliyor. Bir saat üçe bölünmüş oluyor. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup) Haber Alma Özgürlüğü Ø 30 Mart 2007’de yapılan genel aramada yayınlara 3 tane verileceği belirtilip el konulmuş, okuduklarını geri iade ederek yenilerini ancak o zaman alabilecekleri söylenmiştir. Bu arama sırasında günlük gazetelerden kesilen kupürlere de el konulmuştur. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup) Keyfi Yasaklar- Uygulamalar Ø Nurten Karataş; tutuklandığından bu yana bardak verilmediğinden ağda kabında içecek içiyor. Avukat görüşünde gardiyanlar tarafından kötü muameleye maruz kalmış, görüşe gelen yakınıyla Kürtçe konuşmalardan kaynaklı görüşmesi yarıda bırakılmıştır. Öğlen yemekleri saat 12.00’da, akşam yemekleri ise 15.00’da verilmektedir. Hücresinde danaburnu (topraksız ortamlarda bulunması mümkün olmayan) böceği bulunmaktadır. Bu zehirli bir böcektir. Keyfi bir şekilde telefon konuşmaları engellenmektedir. Diğer cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerle iletişim hakkı kullandırılmadığı gibi, kullanılan zamanlarda keyfi tutumlarla mektuplar parçalanmakta, görüldü damgası okunmayı engelleyecek şekilde basılmaktadır. Hasta tutuklular uygunsuz muayeneye (muayene edilirken kapının açık olması, askerlerin içerde olması) zorlanmakta, bundan kaynaklı muayene olamamaktadırlar. Doktorlar onur kırıcı hakaretlerde bulunmakta. Kıyafetlerde keyfiyet söz konusudur. Beyazın üzerinde çok ince lacivert çizgi olduğu halde içeri alınmıyor. Hücreler arası kitap alışverişi yapılamıyor. Hücre aramalarına çıkmadan cezaevi personelinin “sizi aramaya ben geleceğim” şeklinde anonslar giriliyor. Ortak alanlar kullandırılmıyor, diğer tutuklularla karşılaşıldığında selam verildiğinde gardiyanlar tarafından darp edilmektedirler. (Kaynak: Nurten Karataş’ın 5 Ağustos 2007 tarihli İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazdığı mektup, Zelal Karataş’ın İHD Ankara Şube’ye 15.08.2007 tarihinde yapmış olduğu başvuru) Ø 10 Ağustos 2007 tarihinde tutukluların avukat görüşüne çıkarken yasal olduğu halde yanlarına kağıt, kalem, sigara gibi ihtiyaçlarını almaları engellenmiştir. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Ø Deniz Tepeli; avukatına vermek istediği belgeleri vermesi engellenmiştir. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Ø Resmiye Vatansever; avukatının kendisiyle görüşmek istemesini belirmesine rağmen, gardiyanlar tarafından bir süre oyalanmış zamanın geçmesi sağlanmış ve sonrada “zamanınız bitmek üzere –bitti “ v.b denilerek avukat görüşü engellenmiştir. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Ø 20 Ağustos 2007 tarihinde Fadime Özkan, Deniz Tepeli, Zeliha Bulut’un birlikte imzaladığı dilekçe üçünün ortak imzaladığı gerekçesiyle cezaevi idaresi kararıyla dilekçenin gönderilmesi engellenmiştir. (Kaynak: Fadime Özkan’ın 3 Eylül 2007 tarihinde İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Ø Askerle ilgili yapılan suç duyurularına geç de olsa yanıt gelirken, cezaevi idaresi ve gardiyanlarla ilgili yapılan suç duyurularına cevap gelmediği bildirilmiştir. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup) Ø 2005 Haziran’ında Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı bir genelge ile cezaevlerinde uygulanan kitap sınırlaması kaldırılmış, hücreye tekrar bütün kitapların alınması sağlanmıştır. Buna rağmen Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde halen 5 kitap sınırlandırması uygulanmaktadır. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup) Disiplin Cezaları Ø Nurten Karataş; avukatı ile görüşmeye giderken gardiyanın hakaretine tepki göstermiş bunun sonucunda da “kurumda korku, kaygı ve panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak” suçundan “2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” cezalandırılmasına Disiplin Kurulu Başkanlığınca oy birliğiyle karar verilmiştir. (Kaynak: Nurten Karataş’ın 5 Ağustos 2007 tarihli İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazdığı mektubu, Zelal Karataş’ın İHD Ankara Şube’ye 15.08.2007 tarihinde yapmış olduğu başvuru) Ø Fadime Özkan; çeşitli gerekçelerle toplam 8 ay iletişim yasağı. İkinci mektup yasağı 15 Ağustos’a yakın bitti. 8 aylık toplam mektup yasağının ilk üç ayı bitti. 2 aylık olan yenisi 4 Eylül’de başlamıştır. Ø Zeliha Bulut; çeşitli gerekçelerle toplam 8 ay iletişim yasağı. Ø Resmiye Vatansever’e 3 ay ziyaret, 3 ay iletişim, 15 gün hücre cezası. Ø Deniz Tepeli’ye 3 ay ziyaret, 3 ay iletişim, 20 gün hücre cezası verilmiş bulunuyor. (Kaynak: Deniz Tepeli, Fadime Özkan, Zeliha Bulut’un 19 Ağustos 2007 tarihinde İHD Ankara Şube Cezaevi Komisyonu’na yazmış oldukları mektup, 3 Eylül 2007 tarihinde Fadime Özkan’ın İzmir Cezaevi İnisiyatifi’ne gönderdiği mektup) Sincan L Tipi Cezaevi İşkence ve Kötü Muamele Ø Sincan L2 Cezaevi A11 koğuşunda kalan tutuklu ve hükümlülere sayımda ayakta durmasını isteyen gardiyanlar tarafından saldırılmış. Saldırı sonrasında birçok tutuklu ve hükümlüler yaralanırken, Erhan Şimşek’in kaburgasından aldığı darbeler sonucunda kaburgasının kırıldığı tahmin edilirken, Atilla Bahçıvan’ın ise gözünden yaralandığı ve gözünün morardığı öğrenilmiştir. (Kaynak: 24.07.2007 tarihli Halkınsesi) Ø Veysel Boğa; Sincan L Tipi Cezaevi’ne girişimizde sözlü hakaretlere maruz kaldık. Bununla yetinmeyip gardiyanlar tarafından fiziksel saldırılar başladı. Hırslarını alamayarak odamıza kadar devam edeceklerini söylediler. 3 gün L 1 Cezaevinde bulunduk. 2 gün boyunca yemek alamadık. Odamızda tabak, kaşık bulunmadığı için yemek vermediler. Kantinden istememizi söylediler. Dilekçe yazabilmemiz için kâğıt, kalem istedik yok dediler. Bu zor 3 gün geçtikten sonra F Tipi cezaevine götürüldük. Burada revir için dilekçe yazmamıza rağmen çıkarmadılar, doktorun olmadığını söylediler. Spor ve sohbet faaliyetleri için başvurduk, sonuç gelmedi. Psiko servis tarafından tutuklulara karşı keyfi muamele yapıyorlar. Tüzükte 3 saat olan spor ve sosyal faaliyetleri 1 saate indirdiler. Kaldığımız son iki ay boyunca sıcak su vermediler. (Kaynak: 28.08.2007 tarihinde İHD Ankara Şube’ye yaptığı başvurudan aynen alınmıştır.) Ø Burhan Kurtuluş; Sincan L Tipi Cezaevi’nde asker ve gardiyanların saldırısına uğradık. Koridorları bize zorla temizlettiler. L Tipinden F Tipine sevk edilirken asker ve uzman çavuşların küfürleri ve kelepçeyi takarken özellikle sıkı tuttular, yaklaşık 1 saat kan dolaşımını engelleyecek tarzda bağladılar. Daha sonra iç çamaşırı kalacak tarzda soydular. İçeri girerken sağlıklıydık ama şuan nefes darlığı ve bütün eklemlerde ağrılar var. Bütün bunlar cezaevi koşullarından kaynaklıdır. Kaynak: 28.08.2007 tarihinde İHD Ankara Şube’ye yaptığı başvurudan alınmıştır.) Ø21.05.2007 tarihinde Sincan L Tipi Cezaevi’ne tutuklanarak götürülmüş, burada gardiyanlar tarafından fiziksel, psikolojik müdahalelere uğramış, 3 gün boyu tek hücrelerde kalmışlar. Yoğun baskı görmüş, 24.05.2007 tarihinde Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevine götürülmüş, burada baskılara maruz kalmış. Kaynak: 28.08.2007 tarihinde İHD Ankara Şube’ye yaptığı başvurudan alınmıştır.) Numune Hastanesi Mahkûm Koğuşu Yaşar İnce’nin tutulduğu Numune Hastanesi Mahkûm Koğuşunda bu 10 günlük süre içinde gördüğü-tanık olduğu-maruz kaldığı uygulamalar-fiziki koşullar vb.lerini özetle şu şekildedir; · Koğuşların hiçbirinde su-lavabo-tuvalet-banyo yoktur. Bunlar koğuş dışında ayrı bir yerdedir ve kullanılması için koğuş kapısının açılması gerekir. Bu da defalarca seslenme-çaba sonrası gerçekleşebilmektedir. Hastalar aynı koğuşta olsalar bile birlikte değil tek tek tuvalete götürülmektedir. · Koğuşlar havasız ve kapıları 24 saat kapalı tutulmaktadır. · Koğuşlarda temizlik-hijyen namına hiçbir şey olmadığı gibi hastaların kendi kendine yaratmaya çalıştıkları hijyen de, genelin hijyeni bizzat personelce bozulduğu için, bir işe yaramamaktadır. Örneğin; koğuşlarda tuvalet olmadığı ve zamanında kapı açılmadığı için altına kaçıran bir mahkûmun idrarını temizlemek amacıyla sadece paspas yapılmıştır. Hiçbir kimyasal temizlik malzemesi kullanılmadan sadece zemin paspaslanmıştır. Ki aynı paspasla tüm zemin paslanarak bütün zeminin “hijyeni” sağlanmış, yani idrar (dolayısıyla da bu idrarla taşınan mikroplar) tüm zemine yayılmıştır. · Yazın tüm bunaltıcı sıcağına rağmen sadece Cumartesi günü banyo yapmaya izin verilmektedir ki banyo yapılan yerin hijyen şartları ise hiç yoktur. · HCV (Hepatit C: Bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktır) hastaları ile diğer hastalar, özel hiçbir tedbir alınmaksızın, iç içe tutulmaktadırlar. · Çok yoğun sigara içen hastalarla hiç içmeyenler bir arada tutulmaktadır. · Yine başka hastalarla iç içe tutulması sakıncalı olan psikolojik sorunlu olan hastalar diğer hastalar ile iç içe tutulmaktadır. Örneğin bu nitelikte bir hasta Zana Mazak’a saldırmıştır. En başta, bu şekilde rahatsızlığı olan birini diğer hastalardan ayırmak gerekirken, bunu yapmayan koğuşun idari görevlileri-gardiyan-asker vb.leri olay sonrası psikolojik rahatsızlığı olan hastaya saldırıp döverek olaya kapatmaya çalışmışlardır. · Viziteye gelen sorumlu doktorlar koğuş kapısından içeri girip, 5 yatak ötedeki hastaya uzaktan bir iki soru sorup, doğru düzgün cevapları bile dinlemeden çekip gitmektedir. Doktoru, hemşiresi, sağlık personeli, hasta olarak değil de “suçlu” olarak ele alıyor, bu nedenle de ilgileri göstermelik-formalite bir ilginin ötesine geçmiyor. · Hastanede kalan askerlerin yeterli sayıda olmasına rağmen, tahlil, tetkik vb. için koğuştan çıkarılıp hastanenin diğer bölümlerine gitmek söz konusu olunca, tutuklu ve hükümlülerin kaldığı cezaevinin askeri personelinin götürmesi gibi keyfi bir uygulama nedeniyle muayene, tahlil ve tetkiklerin aksaması-yapılmaması söz konusu olmaktadır. · Koğuşlarda TV yok ve gazete vb. alınmasına izin verilmiyor. · Genelgede haftalık ziyaretler 1 saat iken, bu keyfi olarak yarım saat olarak yaptırılıyor. · Tutuklu ve hükümlülerin paraları geldikleri cezaevinin denetiminde tutulmaya devam edildiğinden, para gerektiren haberleşme, kantin ihtiyaçlarının giderilmesi vb. vb.lerinin hiç biri zamanında ve yeterince karşılanmıyor. İHD Ankara Şubesi Cezaevi Komisyonu 17 Ekim 2007 Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 20.03.06 tarihli 2006/10218 karar sayılı Cezaevi İç Tüzüğünün 87. madde 3. fıkrasına dayandırılarak kendisine verilmemiştir. Bu düzenlemeye göre cezaevi güvenliği için tehdit oluşturabilecek yayınlara Cezaevi Eğitim Birimi yasaklayabiliyor. Ceza İnfaz Yasası ve bu tüzüğün 1. fıkrasına göre mahkemece yasaklanmamış yani hakkında toplatılma kararı olmayan yayım organları cezaevine alınıyor. |