Anasayfa

Yeni Yasa Tasarısı: Grev Lafını Kullanmak Bile SSayılacak

 
 

Özgür Yaşam -  9 Kasım 2007

 

 

Artık herkes potansiyel terörist!
Şoven-faşist linç ateşleri, emekçileri yakıyor! Artık "terörist" olmak için Kürt olmaya gerek yok, hak istemek yetiyor...

Genel seçimlerin sonrasına atılan temel ceza mevzuatına uyum öngören yasa tasarısı Meclis gündeminde. 170 kanunda değişiklik düzenleyen tasarı 651 maddeden oluşuyor.

Tasarı, Terörle Mücadele Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliklere "uyumunun sağlanması" adı altında gündeme getirildi.

Tabi doğallığında uyumun içeriğini de uyarlandığı faşist yasalar, ve bir de şoven faşist psikolojik harb ile yaratılan zemin belirliyor.

Tasarı, en basit basın açıklamasından, işçi-emekçi grev ve direnişlerine, her türlü muhalif söz, toplantı, örgütlenme ve eylemi fiilen "terör" kapsamına alıyor ve ağırlaştırılmış hapis ve para cezaları öngörüyor.

Tasarı, özetle, faşist yasa ve yasakların kapsama alanını alabildiğine genişletiyor, toplumsal ve gündelik yaşamın kılcal damarlarına kadar derinleştiriyor. Yasa tasarısının bazı maddeleri şöyle:


Muhalif eylem düzenleyen ve katılanlara en az 1.5 yıl hapis

Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar, "fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği" durumda bile 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

Toplantıya (miting vd.) ilişkin "kanunda belirtilen görevleri yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası"na çarptırılacak.

Bu durumda siyasal protesto ve kitle eylemleri bir yana, örneğin emekçilerin su kesintisi veya zam protestosu, üst geçit eylemleri gibi en basit kitle eylemleri bile ağır cezalık oluyor.


Keyfi gözaltına direnenlere en az 2 yıl

Güvenlik kuvvetlerine, hükümet komiserine veya yardımcılarına, hükümet komiseri tarafından toplantı veya yürüyüş safahatının teknik araç ve gereçlerle tespiti için görevlendirilenlere, bu görevlerini yaptıkları sırada cebir ve şiddet veya tehdit veya nüfuz ve müessir kuvvetle engel olanlar hakkında, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Bu durumda keyfi gözaltı terörüne karşı direnmek, polisi vd. saldırıları teşhir etmek bile suç kapsamına sokulması öngörülüyor.


Grevin lafı bile suç

Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’ndaki şartlar gerçekleşmeden grev veya lokavt kararı verenlerle, bunu teşvik edenler, zorlayanlar veya propagandasını yapanlar 3 aya kadar, kanundışı greve katılanlar 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

Grev kararını şart ve usulleri dışında uygulayanlar, uygulanmasına zorlayanlar, teşvik edenler ve propaganda yapanlara, 3 aya kadar hapis cezası uygulanacak.

Grevin sürekli ya da geçici olarak yasaklandığı işyerlerinde bu kararı verenler, teşvik edenler, zorlayanlar veya propagandasını yapanlar ise 2 aydan 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Grev kararı verenler, böyle bir kararın verilmesine veya uygulanmasına veya bunlara katılmaya ve devama zorlayanlara, teşvik edenlere ve bu yolda propagandasını yapanlara; greve katılanlar veya devam edenlere, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek.

İşçi sınıfı ve ücretli emekçilere karşı patronların her türlü zorbalık ve hak gaspına sınırsız özgürlük tanınırken, buna karşı fiili grev ve direniş örgütlemeye çalışan, bu bir yana direniş çağrısı yapanlar bile "terörist" kapsamına sokulmak isteniyor.


Hadi nasılsa greve çıktın diyelim, grevini savunmak, duyurmak da yasak!

Grev uygulanan işyerinde, "Bu işyerinde grev vardır" ibaresi dışında, bu işyerleri çevresinde afiş, pankart gibi ilan araçlarını asan veya yazı yazanlarla işyeri ve çevresinde grev nedeniyle kulübe, baraka, çadır gibi barınma yerleri yapanlar veya yaptıranlar, 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Polis ve jandarma bugüne kadar faşist 12 Eylül Anayasası çerçevesinde, işyeri önünde grev çadırı bir yana iki üç direğe naylon tente geçirip grev nöbeti yeri yapılmasına bile tahammül edemiyor, zorla işçilerin başlarına yıkıyordu. Yeni tasarı ise grevdeki işçilerin kızgın güneşten veya yağmurdan kardan korunmak, dayanışma ziyaretçilerini ağırlamak için yaptıkları çadır ve barınakları, dayanışma çağrılarını içeren pankart ve afişleri bile "terör" kapsamına sokmayı ve hapisle cezalandırmayı istiyor.


RTÜK'ün inkar ve imha sopası kalınlaştırıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine yayın yapan kuruluşların işletenleri, yayın yönetmeni, sorumlu müdürü, haber müdürü, program yapımcısı ve sunucularına, TCK’da yer alan suçlardan iştirak hükümlerine göre verilecek cezalar, yarı oranında artırılarak uygulanacak.

Yasa tasarısı, Hrant Dink'in öldürülmesinde önemli rol oynayan 301. maddenin kaldırılması veya değiştirilmesine dönük tartışmaları da tamamen hükümsüz kılıyor. Yalnızca cezaları ağırlaştırmakla kalmıyor, "suç" kapsamını olağanüstü genişletiyor, "suçlu" sayılacakları da dolaylı bağlantılarına kadar genişletiliyor. Örneğin gerillaya, direnişçilere "terörist" değil de, gerilla, direnişçi demek bile ağırlaştırılmış ceza konusu haline getiriliyor.


Hey sen

Yasa tasarısı, yanısıra ara durakta yolcu indirmekten, sokakta kitap satmaya kadar sayısız ayrıntılı suç tanımı icat ediyor, ve toplumsal-gündelik yaşamın üzerine kabus gibi çöküp terörize edecek cezalar öngörüyor.

İşte kadınlar ve erkekler, işçiler ve emekçiler, aydınlar, artık hepiniz birer "terörist"siniz! Sermayenin saldırı ve hak gasplarına karşı direnişe çıkan işçiden, işyerinde direniş örgütlemeye çalışan işçiye, İMF-TÜSİAD'ın neoliberal terör paketlerine karşı grev ve direniş çağrısı yapanlara, grev afişi asan işçiden ekmek zamlarına karşı eylem yapan mahalle halkına, polis saldırıları ve kontrgerillayı teşhir edenden herhangi bir protesto eylemi ve taleplerini ifade toplantısı düzenleyicileri ve katılımcılarına, sokakta kitap satarak geçimini sağlamaya çalışandan ara duraktan yolcu alan dolmuş şöförüne kadar, hepiniz birer "terörist"siniz!

Bunun için "Kürt olmanız" gerekmiyor, işçi ve emekçi olmanız, haklarınız için mücadele etmeniz, muhalif bir şeyler söylemeniz yeterli.

Evet, "bu ateş sizi de yakar" demiştik! Bu zorbalık aygıtının proveke ve manipüle ettiği, "teröre karşı vatandaş tepkisi" adı altındaki şoven linç histerileriyle kendi cellatlarının, sınıf düşmanlarının ekmeğine yağ sürenler, harladığınız şoven-faşizm ateşi şimdi hedef büyütüyor, Kürt halkıyla birlikte işçi sınıfını, tüm emekçileri, muhalifleri vurmaya hazırlanıyor! Tıpkı, 28 Şubat harekatıyla dincilik üzerinden tırmandırılan psikolojik harbin, ona yedekleniveren bilimum liberal, reformist budalanın da katkısıyla körüklendikten sonra, hızla Kürt halkına, devrimcilere ve demokratlara, ve işçi sınıfına yönelmesi gibi...

Şimdi de, PKK eylemlerini bahane ederek tırmandırılan Kürt düşmanlığı, kuyruğuna takarak guruhlaştırdığı orta sınıflardan, lümpen kesimlerden ve en fenası emekçi kesimlerden aldığı kan ile, hedef büyütüyor, daha doğrusu gerçek hedefine yöneliyor: Emek ve özgürlük düşmanlığının, faşist terörün genişletilmesi, derinleştirilmesi, toplumsal ve gündelik yaşamın her alanına yaygınlaştırılması ve koyulaştırılması!


Emekçilere özgürlük

İşte, Kürt halkına karşı her saldırı ve terör dalgası, Türk işçi ve emekçilerine böyle geri dönüyor. Tarihin yasasıdır bu: Başka bir halkı ezen bir halk özgür olamaz. Sadece, emek ve özgürlük düşmanı sermaye ve devletine karşı birlikte mücadele edeceği, özgürlük talebine sahip çıkacağı yerde, ezilmesine katkıda bulunduğu ölçüde, bindiği dalı kesmiş olur.

Genelkurmay ve kontra çetelerinin, proveke ve manipüle ettiği şoven-faşist saldırganlığın, sınıfsal ve siyasal iç yüzünü anlamak isteyenler; İMF-TÜSİAD'ın neoliberal ekonomik terörüyle eşgüdümlü siyasal terör paketlerine bakmalıdır!

Diğer taraftan bu yasa tasarısı, "sivil anayasa" demogojisinin gerçek içeriğini de ortaya koymaktadır! Çürüyen kapitalizmden; emperyalizm ve tekelci kapitalizmden, "barış, sivillik, demokrasi" beklemenin anlamını da! Emperyalizm ve bağımlı tekelci kapitalizm, yaşamının her alanında gericiliktir. Dinci-gericiliğin, şovenizmin, ırkçı-faşizmin, neoliberalizmin birbirini besleyen ve bileyen hapishanesidir.

Emekçilere Özgürlük! Kürt Halkına Özgürlük! Sınıfa karşı sınıf ekseninde siyasal özgürlük ve sosyalist demokrasi için mücadeleyi yükseltelim!

(haber www.alinteri.org adresinden alınmıştır)